« Önceki | Sonraki »

17/10/2007

Anne Olarak Kadın'ın Değer ve Mevkii

Cenab-ı Hak buyuruyor:
".... Anaya iyi davranın ......." (Nisa Suresi / 36)
"... Anaya iyilik edin" (Enam Suresi /151)
". Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine "of!" bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle. Onları esirgeyerek alçakgönüllülükle üzerlerine kanat ger ve: "Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara (öyle) rahmet et!" diyerek dua et." (Isra Suresi 23-24)
" Biz insana, ana-babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Çünkü anası onu nice sıkıntılara katlanarak taşımıştır. Sütten ayrılması da iki yıl içinde olur. Önce bana, sonra da ana-babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur...." (Lokman Suresi / 14)
"Biz insana, ana-babasına iyiliketmesini tavsiye ettik. Annesi onu zahmetle taşıdı ve zahmetle doğurdu. Taşınması ile sütten kesilmesi, otuz ay sürer. Nihayet insan, güçlü çağına erip kırk yaşına varınca der ki: Rabbim! Bana ve ana-babama verdiğin nimete şükretmemi ve razı olacağın yararlı iş yapmamı temin et ...." (Ahkaf Suresi / 15
Bir gün Resulullah'a bir kimse gelir ve sorar:
- Benim kendisine hizmet ve ülfet etmeme, insanlar içinde en layık ve en haklı olan kimdir? Resulullah efendimiz:
- Anandır.
- Sonra kimdir?
- Sonra anandır.
- Sonra kimdir?
- Sonra anandır, buyurdular. O zat gene :
- sonra kimdir, deyince Peygamber Efendimiz buyururlar:
- Sonra babandır.

Bu hadiste, anaya ihsanın üç kere tekrar olunması, ananın evlat üzerinde, babanın üç misli iyilik ve ihsan hakkı oılduğunu ifade eder. Bunlar, hamilelik yorguluğu, doğurma eziyeti, ve emzirme ye karşı sayılabilinir.

Anne'ye günah olan bir şeyi emretmedikçe itaat etmek vacipdir. Hatta onun iznini almadan gönüllü olarak cihada katılmak bile caiz değildir. Hatta Resulullah bu durumda olanları geri çevirmiş izin almalarını istemiştir.

Oğul nafile namaz kılarken, annesi kendisine seslense, ona eziyet vermemek için namazı bozması gerekir. Hatta bazı Şafii alimleri, farz olsun nafile olsun mutlaka namazı bozmak gerektiğini genel bir kaide olarak kabul etmişlerdir.

30/8/2007

Ben Ölü Eti Yemem..

Adamın biri kalkıp Cüneyd-i Bağdadi'nin meclisinde dilenir Bu durumu gören Cüneyd-i Bağdadi kalbinden:
"Adamın vücudu sıhhatli, çalışıp kazanabilir, hal böyle iken niçin dileniyor ve bu zilete katlanıyor?" diye bir fikir geçti. Ogece rüyasında, üzeri örtülü bir tepsinin önüne konulup kendisine:
"Hadi ye" denildiğini gördü.Tepsinin kapağını kaldırınca, sözü edilen dilencinin ölmüş ve tepsinin içine konulmuş olduğunu gördü ve:
"Ben ölü eti yemem" dedi.Kendisine
"peki dün gece mescidde neyi yedin?" denildi Cüneyd_i Bağdadi:
"Kalb ile gıybet edilmiş olduğunu ve hatırından geçen şeylerden sorumlu tutulduğunu" anlamış. Diyor ki:Bu rüyanın heybet ve dehşetiyle uyanmış,abdest alıp iki rekat namaz kıldıktan sonra o dervişi aramaya koyulmuştur.Nihayet kendisini dicle nehrinin kenarında gördüm. Suya atılan sebze artıklarını, suyun yüzünden toplayıp yiyordu.Yanına vardığımı fark edince başını kaldırıp ve bana:
"Hakkımdaki düşüncenden ötürü tevbe etmedim mi?" diye sordu.
"Ettim, ettim dedim. Şöyle dedi:
"O halde şimdi var git."Kullarından tevbeyi kabul eden O'dur".(şuara;42/25) Şu "Hatır tevbesini" de muhafaza et!"

16/8/2007

Gözkapağı...

 


“Seninle dış dünya arasındaki mesafe incecik bir örtü kadar. Kendi içine odaklanmak için bu örtüye ihtiyacın var. En yakınındaki örtü göz kapaklarındır. Şimdi gözlerini kapat. Gözkapakların gözlerinin üzerinde nasıl da kaydı. Hissettin mi? Şimdi örtündün. Örtündün ve zenginleşeceksin. Çok şey bulacaksın bu örtünün altında. Hazır mısın?

Kapanmış gözlerinin örtüsünü hisset şimdi. Göz kapaklarına odaklan. Bu zarif örtü seni kendine götüren bir yola dönüşecek. Kendini bulacaksın örtünün altında. Örtü seni senden saklamayacak. Seni sana gösterecek. İçine odaklanacaksın şimdi. İçine. Derinliğine. Varoluşuna doğru gideceksin. Öyle derinsin ki. Gözlerine baktın mı hiç? Gözlerine bakınca ruhunun derinliğini gördün mü? Ruhunu göremezsin. Ancak gözlerine bakarsan ruhunun derinliğini görürsün. Örtündün şimdi. Gözlerin kapalı görünüyor. Endişelenme. Kalp gözün açıldı. Kalbin gözlerinin göremediklerini gösterecek sana.


Hadi şimdi nefesine odaklan. Yavaşça nefes alıyorsun. Nefes alışlarını dinle. Duyuyor musun? Duyduğun ses sana aittir. Hayatta oluşunun sesi bu. Hayatın bir nevi sende uyandırdığı yankı. Hayatı dinlemek istediğinde nefesini dinle. Şimdi içine çektiğin hava ile dışarı verdiğin havanın seslerini ayrı ayrı dinle. İkisine ayrı ayrı odaklan. Yavaş yavaş nefes alıyorsun şimdi. Sakince. Koşuşturmaların kesildi. Yavaşladın. Durmadın ama. Hiç durmayacaksın. Ölsen bile durmayacaksın.


Şimdi kaslarını farket. Başının ağırlığını hisset. Hissediyorsun değil mi? Sana verilenlere odaklan. Farkediyorsun. Bedenin sana verilen bir emanet. Bütün dikkatinle sana verilen bedenini algılıyorsun.


Kalb atışlarını duyuyor musun? Duyuyorsun. Güzel. İyice dinle kalbinin tiktaklarını. Bütün bedenine kan pompalıyor kalbin. Kanın içinde neler yokki. Rabbin kanına ihtiyacın olan herşeyi yükledi. Her hücrene ulaşmak için yola çıktı. Her kalp atışın hücrelerinin rızkını taşıyor.


Şimdi hayatı hissediyorsun. Gözlerin kapalı değil. Sadece zarif bir örtü ile örtülü. Anneciğin ve babacığın geceleri senin üzerini örterdi ya. Öylesine zarif bir örtü ile örtülüsün işte. Rüzgarın sesini dinliyorsun. Rüzgar tenine çarpıyor. Rüzgarın ne dediğini duyuyor musun? Merhamet elçiliği yapıyor rüzgar. Sana elçi olarak gelmiş. Baksana bedenine tık tık vuruyor. Hadi dinle onu. Mutlak bir rahmetten haber getiriyor.


Ağaçların uğuldamasına odaklan şimdi. Yaprakların O'nu anmasını duyuyor musun? Sakinliği hissediyorsun. Sonsuz yumuşuklık sarmış her yanını. Kasların gevşiyor. Ruhunu sıkıntıları her nefesini alıp verdiğinde dışarı çıkıyor. Her nefesi aldığında sonsuz rahmetin sonsuz yumuşaklığı içine doluyor. Her nefes alışında kainatla daha çok bütünleşiyorsun. Sen ve kainat yok şimdi. “Biz” var. Kainatla arandaki mesafe iyice daralıyor. Bu mesafenin kapanmasını bekleme ama. Bu mümkün olmayacak. Her ikiniz de yaratılmış birer varlıksınız. Her ikiniz de Onu anıyorsunuz. Yalnızlığının yatıştığını duyuyorsun. İçine sonsuz rahmetin tecellisi doluyor. Kalbindeki boşluk sonsuz rahmetle doluyor.


Çiçeklerin kokusu geliyor burnuna. Toprağın kokusu ciğerlerine kadar doluyor. Ciğerlerin tertemiz kokan hava ile dolu. Bu koku bütün bedenine yayılıyor. Rüzgar tekrar bedenine dokunuyor. Sesler her yanını sarıyor. Yalnızlığın gevşiyor. Sonsuz isimlerin tecellileri seni sarıyor. Hissediyor musun?


Gözlerin incecik bir örtü ile hala kapalı. Ama ruhun sonuna kadar açık. Duygularının derinliğini görüyorsun zarif bir örtü ile örtülü gözlerinle ama açık olan kalbinle. Kalbin gözlerini açmış sonuna kadar. Ne kadar sessizsin ama ne kadar çok ses var içinde. Kalbindeki duyguların sesini duyuyorsun. Kalbin ne kadar sevildiğini hissediyor. Değerli olduğunu hissediyor kalbin. Dinliyor musun? Duyuyor musun?


Karşılığını vermek istemez misin? Bunu farketmen ilk karşılık vermendir. Onun seni sevdiğini farkedip bunu kalbinin en derin ve özel köşesinde tutmak istiyorsun. Hiç unutmak istemiyorsun bunu. Ona teşekkür ediyorsun.


Botanik bahçesinde seyrettiğin çiçeklerin renklerini gözünün önüne getir. Binlerce çeşit sanat kalbine akıyor. Venüs yıldızının parıltısını hatırlıyor musun? Nasıl da sakin sakin duruyordu o gece seyrettiğinde bu yıldızı. İstersen venüse selam söyle. Seni de beni de yaratan O diyebilirsin.


Şimdi yine nefesini hisset. Ne kadar derinsin. Ne kadar çok şey var içinde farkettin mi? Kainat kadar genişsin. İhtiyacın olan şey incecik ve zarif bir örtü.


Örtü insanı zenginleştirir. Anladın mı? Artık gözlerini açabilirsin. Kalbin açıkken artık kendini ve kainatı daha derinden seyredebilirsin. Örtünme ve Örtü Üzerine Düşünceler

16/8/2007

Tesettürlü Bir Hanım...


 Kur'ân-ı Kerîm'de Allâh'ın sınırlarını koruyan, iffetine dikkat eden kadınların, âhirette daha güzeliyle mükafatlandırılacağı ifade edilmektedir. Âyetlerde mümin kadına birer nîmet ve mükafat olarak, cennette atlastan işlenmiş elbiseler, ipekler, inci, altın ve gümüş ziynetlerden bahsedilmektedir. Rabbimiz cennetteki bu nimetleri, sâliha mümin kadınlara vâat etmektedir.

   Kadınlarla İlgili Birkaç Mesele 

  Bunların yanında aslında daha tafsîlatlı bir şekilde ele alınması gereken birkaç önemli hususa da temas etmek faydalı olacaktır:
   İslam'ın rûhuna ters bazı fiiller, bizim âhiretimizi ziyana uğratmaktadır. Mesela:
   * Tesettürlü bir hanımın "erkekler arasında" sekreter vb. olarak, İslam'a uygun olmayan işlerde çalışması,
   * Yanında mahremi bulunmayan bir hanımın, yalnız başına uzun seyahatlere çıkması,
   * Mahremi olmayan müslüman âilelerin aynı masada beraberce yemek yemeleri, aynı odada sohbet etmeleri,
   * Dindar genç evlilerin, sokaklarda, ancak ev ortamında dolaşılabilecek görünümde gezmeleri,
   * Tesettürlü bir hanımın toplum içinde sigara içmesi,

   Rabbimiz hepimizi emrine itaat eden, üç günlük dünyanın fânî zevklerine aldanmayan, bu âlemdeki fânîlerin iltifatlarına kanmayıp, rızasını kazanan ve ebedî olarak cennet elbiseleri ile mükafatlanan kullarından eylesin. Âmin

12/8/2007

GARİP DEĞİL Mİ??

Garip değil mi?

Camiye ba
ğışlamamız gerektiğinde bi 20 YTL gözümüze ne kadar büyük gözüküyor. Alışverişe giderken aynı 20YTL ne kadar da küçük geliyor gözümüze. GARİP DEĞİL Mİ
?

Allah yolunda bir saat çal
ışmak ne kadar uzun bir vakit olarak gözüküyor gözümüze. Balık tutma, futbol veya TV de dizi izlemek için harcamaya kalktığımızda, aynı vakit nasılsa kısa geliyor bize. GARİP DEĞİL Mİ
?

Bir cüz Kuran okumak için ne kadar emek sarfediyoruz. Çok satan bir roman
ın ikiyüz sayfasını okumak ise, bizim için ne kadar kolay. GARİP DEĞİL Mİ
?

Kuran
ın dediklerini sıkı sıkıya sorgularken, gazetelerin yazdığına nasılsa hemencecik inanıyoruz. GARİP DEĞİL Mİ
?

Namaz k
ılarken okuyacağımız ayetleri şaşırabiliyoruz da, bir arkadaşımızla konuşurken bülbül gibi şakıyoruz. GARİP DEĞİL Mİ
?

İslami bir faaliyete vakit ayarlamak ne kadar da zor oluyor. Başka bir sosyal etkinliğe ise vakit bulmak ne kadar da kolay oluyor. GARİP DEĞİL Mİ
?

Bir iki Kuran ayetini ezberlemek için nas
ılda uzun bir zaman ve çaba gerekiyor. Bir şarkı ezberlemeyi ise az zamanda nasıl kolay başarıyoruz. GARİP DEĞİL Mİ
?

Bir rahibe ba
ştan ayağa örtündüğünde kendisini Allah yoluna adamış biri diye saygı görür. Tesettürlü bir Müslüman hanımı gördüklerinde ise aynı insanlar onun baskı altında olduğunu düşünürler. GARİP DEĞİL Mİ
?

Bir bat
ılı kadın dışarıda çalışmak yerine evini tercih ettiğinde, çocukları ve evi için kendinden fedakarlık eden biri olarak saygı görür. Ama aynısını bir Müslüman hanım yaptığında, böyle yapmakla özgürlüğünü kısıtladığı düşünülür. GARİP DEĞİL Mİ
?

Bir çocuk herhangi bir konuda ciddi bir yo
ğunlaşma gösterdiğinde, bu çocukta iyi bir potansiyel var denilir. İslami konularda bilgi edinmeye çok mereklı bir çocuğa ise problemli nazarıyla bakılır. GARİP DEĞİL Mİ
?

Bir Yahudi sakal b
ıraktığında inancının gereği olarak böyle yaptığı düşünülür. Aynısını yapan bir Müslüman ise; FANATİK, AŞIRI UÇ, YOBAZ muamelesi görür. GARİP DEĞİL Mİ
?

Bir hristiyan militan
ı birini öldürürse, işlediği cinayeti ile mensup olduğu din arasında bir ilinti kurulmaz. Ama bir Müslüman bir suç işlediğinde, O kişiden önce dini sanık sandalyesine oturtulur. GARİP DEĞİL Mİ
?

Ve bütün bunlara ra
ğmen, İslamiyet yeryüzünde en hızlı yayılan dindir. GARİP DEĞİL Mİ
???

Sizce de GAR
İP DEĞİL Mİ
?

page counter